Genç adam elleri ceplerinde dalgın dalgın dolanıyordu. Rüzgar, artık iyice seyrelmiş olan güçsüz saçlarını yalayıp diğer tarafa yatırıyordu. Saçlarının rüzgara dayanak olmadığı ve de saçlarına dokunulmasını sevmediği için kapüşonunu rüzgarın şefkatine inat kafasına geçirdi. Derken birden telefonu tatlı tatlı çaldı sandı fakat telefonu çalmıyordu. Bacaklarındaki kıllar pantolonunun cebindeki telefonun ağırlığıyla eziliyor ancak saç tellerinin aksine güçlü oldukları için titreşim havası veriyordu yürürken. Zil sesi ise gaipten geliyordu. Yürümeye devam etti genç adam ve bulanık havanın yağabileceğinden endişe ederek evine gitti. Eve vardığında üstünü başını çıkarıp pijamalarını giydikten sonra telefonunu eline aldığında iki bildirim gördü ekranında. Bildirimler, içerisinde evlilik düşünen, düşünmeyen, düşüneyazan, düşünümtırak vaziyetlerde olan ve içlerinde düşkün, düşsüz ve de işsiz güçsüz bir takım kimselerin birbirleriyle eşleştiği bir uygulamadan geliyordu.
Bu bildirimlerin dediğine göre kendisinden hoşlanan bir kadın onunla tanışmak istediğini belirtiyor, konuşmak istiyordu. Genç adam hemen kadının profiline girdi ve üç-beş resmine bakınca aşık oldu ona. Kadının fotoğraflarıyla aşk yaşamaya başlayan genç adam heyecanlandı ve kalbi yerinden çıkacakmış gibi dövünce göğüs kafesinin surlarını, kadına cevap yazmak istedi. Kendini tanıtıp bu duruma olumlu baktığını belirten bir mesaj gönderdi. Ardından muhabbetleri şerbetlenen ikili zaman zaman aşık olup çoşarken zaman zaman ise maşuk olmanın verdiği hüznü paylaştılar. Aradan bir ay geçmemişti ki genç adam kadının yanına varmayı ve onu görmeyi dilediğini belirtti.
Genç adamın bu tutumu kadını sevindirmiş göründü. Fakat aynı zamanda gerdiği de bir gerçekti. Bu gerginliği sevgilisine de bulaştıran kadına genç adamın cevabı şöyleydi;
Sen gülün goncasısın
niye böyle gerildin
Göklerden indirildin
yüreğime verildin
Değil maksadım germek
seni kendime almak
Çünkü sen seçtin beni
her anıma serildin
Benim gibi herkesler
bir tanrının kuludur
Senin gibi bir-çoklar
fukaranın puludur
Bırak da ben olayım
yüreğindeki sızı
Öğrenelim birlikte
hangi filmin sonudur
Bunu duymak kadını rahatlatmış göründü ve bu genç adamla anılmaktan mutluluk duyduğunu hissetti birden. Kadın huzur bulunca genç adamın da güveni tazelendi ve kesin bir kararla bir gün belirlediler. O gün de genç adam yola çıkacak ve memleketin diğer ucuna, aşığının yanına gidecekti.
Gün geldi çattı ve genç adam yola çıktı. Yolu yarıladığında kadının gerginliği nüksetmiş genç adamla tartışmaya başlamıştı ve fakat dönülmez akşamın ufkunda olan genç adam yangına körükle gitmemek gerektiğini bilmiyor haliyle de kadının üstüne gidiyordu. Kadın alttan almayı bilmeyen genç adamı üstten alıyor ve sık sık vazgeçtiğini yineliyordu. Genç adam bunun sebebini anlayamıyor, anlayamadıkça sinirleniyor ve seyehat ettiği otobüsün yolcularına aldırmadan kadına bağırıp çağırıyordu. Nihayet bir ayrılık konuşması yapıldı ve aşıklar zaten kesişmeyen yollarını yıkıp zaten yüzmeyen gemilerini yaktılar.
Aradan biraz zaman geçti ve yolculuğuna bir molayla ara veren genç adam kara kara gideceği memleketi düşünüyor halde buldu kendini. En azından gider gezerim diye geçirdi içinden. Tam bu sırada bacağı titredi ve telefonunun zil sesini duydu. Fakat bu sefer ses gaipten gelmiyordu. Arayan kişi eski sevgilimtırağı kadındı. Konuşmak istiyor ve fevri davrandığı için özür diliyordu. Yoluna devam etmesini çünkü buluşacaklarını ve mutlu olacaklarını söylüyordu. Genç adam bu durumu anlamamıştı zaten. Olayın sıcaklığıyla ayrıldıklarına üzülememişti bile, ama barış ilan edilmiş olmasına sevinmişti. Bu şevkle yoluna devam etti genç adam ve kadınla otogarda karşılaşacağı anın merakıyla uykuya daldı. Gözünü açtığında tepesinde dikilen muavinin onu uyandırımaya çalıştığını ve muavinin arkasındaki camdan sisli tepelerin geçtiğini gördü. On beş dakika sonra otogara gelmişlerdi. Otobüsten indi ve muavine bavulunun yerini gösterip telefona sarıldı. Sevgilisini görmeyi umuyordu ama onu böyle uyku sersemi bir halde görmeyi ummamıştı elbette. Kadını aradı fakat telefonu çalıyor olmasına rağmen açılmıyordu. Bir terslik olabilir diye düşündü. Sonra kadını tekrar ve tekrar aradı. Kadın telefona cevap vermiyordu ve genç adam da otobüsten baya uzaklaşmıştı.
Otobüse dönüp baktığında otobüsün hareket ediyor olduğunu görünce, kulağında telefon olduğu halde otobüse doğru seğirtti. Otobüs gidiyordu ve yakalayamayacağı kesindi. Ancak o an tek başına duran bavulunu gördü. Bavulunun başında saatlerce bekledi, kadın gelmemişti ve telefonlarına da bakmıyordu. Otogardaki banklardan birine oturup otogarın uğultusunu dinlerken kadını tekrar aradı fakat bu sefer de aradığınız numaraya ulaşılamıyor diyordu. Kadının başına bir iş gelmesinden korkuyordu ancak öte yandan kadının onu aldatmış olabileceği de geliyordu aklına. Kadının başına bir iş gelmiş olmasını onu aldatmış olmasına yeğliyordu. Bu sırada mesajlaşmalarını kontrol etmeye başlayan genç adam kadının ona daha önce bahsettiği kafeye gitmeye karar verdi. Otogardan bindiği taksiye adresi söyledi ve oraya doğru yola çıktı. Bu yolculuk arabanın içindeki havanın sıcaklığı ve şoförün boktan muhabbetiyle iyice ısınıyordu fakat genç adam olanlar aklına geldikçe soğuk terler döküyor, döküyordu.
Bu esnada taksici, genç adama gitmek istediği mekana neden gitmek istediğini sordu. Genç adam ''Bir arkadaşımla randevulaştık, o yüzden gidiyorum.'' diye cevap verdi. Taksici ise ''Otogardan aldığım çoğu erkek o mekanda arkadaşıyla buluşmaya gidiyor.'' dedi. Zaten işkillenen genç adam iyice kötü olduğu için ''Abi vazgeçtim ben oraya gitmeyelim, sen en iyisi beni otogara geri bırak.'' dedi. Taksici hiç ikiletmeden kavşaktan dönüp otogara doğru yol almaya başladı. Kendisinin bir halt yediğini sanan taksici utancından konuşmaya devam etmedi. Genç adamı otogara bıraktı ve sırasını beklemek üzere arabasını durağa çekti. Genç adam ise elinde koca bir hiç olduğu halde memleketine dönüş biletini alıp uzakları seyrede seyrede evine döndü.
Bu sırada kadın başka erkeklerle eşleşmeye devam ediyordu elbette. Tuzağına düşürdüğü erkekleri seyehatlere çıkarıp seyehat acentelerini, yolda yiyip içtikleri ile otogarlarda ve dinlenme tesislerinde satış yapan esnafı, genç erkeklerin gittikleri şehirlerdeki kafeleri-restorantları zenginleştiriyor bu sayede evinde kös kös oturan genç erkeklerin harcamak için bir yer bulamadıkları paralarını harcamalarını sağlıyordu. Bu kadın sıradan bir kadın değildi. Bu kadın hükümetin kadın ajanlarından biriydi ve ona verilen parola ''Alın verin, ekonomiye can verin.'' idi. Hükümetin iç turizm ajanlarından olan bu kadın genç adama gerçekten tutulmuştu ama kutsal vazifesi yüzünden aşkını kalbine gömüp vatanına hizmet etmeye devam edecekti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder