15 Ekim 2024 Salı

Erzurum'un Delileri 2

Ailesi tarafından eline tutuşturulan sakız, çakmak yahut çakmak gazı gibi malzemelerle bütün Erzurum'u dolaşan ve elindeki sakızlarla yanaştığı insanlara sakız almalarını salık veren pazarlama dahisi bir delimiz daha var: Deli Memmet. Kendisinden sakız almayı reddeden insanların dini-milli ya da diğer insani duygularıyla oynayarak satış yapmak çerçevesinde gelişmiş, tam bir gerilla pazarlama örneği olan satış stratejisinin işleyişi şu şekilde: Delimiz satmak istediği ürünler elinde olduğu halde avına kararlılıkla yaklaşır. Ardından elinde satmak için hazır bulundurduğu ürünü avına uzatarak satın almasını söyler. Eğer bahse konu av bu satın alım işlemini gerçekleştirmezse delimizin gizli silahı ortaya çıkar ve delimiz kendisinden ürün almayı reddeden kız babasını ''Almazsan kızına küfüy edeyim.'' diyerek ikna eder. Genelde ediyordur ama kızını aşırı seven ve kendisine satış yapmak isteyen kişinin bir deli olduğunu anlayamayan babalara denk gelince dayak yemişliği de çoktur Mehmet'in. Ayrıca muhafazakâr avlarını ''Almazsan Allah'a söveyem.'' demek marifetiyle elindeki ürünü satın almaya mecbur bırakan pazarlama uzmanı delimiz, satış yaptığı bölgenin dini ve milli hassasiyetlerine yönelik pazarlama stratejisiyle Coca-Cola'nın ramazanlarda yaptığı aile meclisi reklamlarına taş çıkarır niteliktedir. Bir de ''tam para'' fetişi olan bu mümtaz delimizin elinde elli kuruş varsa o elli kuruşu bir TL'ye tamamlaması gerekir ve yarım paralardan nefret eder. 

    Bir gün akşamüzeri kahvehanede otururken bu deli girdi içeri ve geçip bir masaya kuruldu. Masaya oturunca bir çay istedi ve çıkınını masanın üzerine açtı. Bu çıkın onun cüzdanıydı ve o günkü hasılatı saymaya çalışıyordu. Önce kağıt paraları saydı, ardından demir liraları saymaya başladı. Demir birliklerden sonra yirmi beş ve elli kuruşları  kuruşları bir liraya tamamlayarak saymaya devam etti. Bütün demir paraları tamladıktan sonra elinde bir tane elli kuruşluk kaldı ve bu artan yarım lira ile sağına soluna bakmaya başladı. Hemen yan masasındaki adamın yanına gidip avucundaki elli kuruşu adama göstererek acizlenen bir dille ''Bene elli kuyuş vey.'' dedi. Adam elini cebine attı ve dilenci sandığı bu deliye cebindeki bütün bozukları verdi. Bu bozukların içinde bir liralar elli kuruşlar ve yirmi beş kuruşlar vardı. Memmet parayı veren adamın önünde dikilir halde beklerken avucunun içindeki paraları tamam etmeye çalıştı fakat bütün paraları tam ettiğinde elinde fazladan yirmi beş kuruş kaldı. Önce artan yirmi beş kuruşa baktı sonra parayı ona veren adama dönüp ''Yani ki eylik ettin he, anan amına goyim.'' dedi.

    Deli Kadir: Bu deli daha önce anlattığım delilerin en tehlikelisi olabilir. Yine de cana bir zarar vermez ancak malınıza ziyanı dokunabilir. Siz kahvehanede oturmuş yeni gelen çayınızdan daha bir yudum almadan ve yeni açtığınız sigara paketini masanın üzerine çıkarmışken gelip, önünüzde duran ve dumanı üstünde çayı masadan alıp bir dikişte içebilir. Ardından masanızın üzerinde duran sigaranızı göstererek ''Hele bi tene cigara veeeerrrr!'' diye bağırabilir. Bu yüksek oktavlı ses karşısında ona itaat etmek isteyebilir ve sigarayı verirsem buradan savuşup gider diye düşünebilirsiniz. Ancak sigarayı verdikten sonra '' Bide bi yaaaahhhhğğğğ!'' diye haykırır. Eğer kulağınızın dibinde böyle bağırılmasına alışkın değilseniz Deli Kadir geldiğinde sigaranızı cebinize koyup çayınızı elinize alabilirsiniz.


    Deli Nazif: Eskiden Erzurum'un hızlılarından olduğunu işittiğim Nazif, adı gibi naif ve zararsız bir deli. Konuşmalarının sonuna ''He mi? He. He vallah.'' gibi şeyler eklemeden bitiremiyor cümlelerini ve sürekli bir yerlere gideceğinden bahsediyor. Bir gün İstanbul'a gideceğini bir başka gün ise Almanya'ya gideceğini söylüyor. Ya da İstanbul'dan gelecek birinin ona yardım edeceğinden dem vuruyor. Eskiden hızlı olduğunu söylediğim Nazif memleketin en şık kıyafetlerini giyip öyle geziniyormuş ortalıkta ve o zamanlar henüz aklı yerindeymiş. Tam olarak neden aklını yitirdiğini bilemiyorum fakat aile üyelerinden kayıplar yaşamış ve buna katlanamamış gibi şeyler işitmiştim. Peki şimdi nasıl giyiniyor dersiniz Şık Nazif Efendi? Kim ne verse onu giyiyor. Hiç aldırmıyor giyimine kuşamına. Onu pembe bir kız çocuğu montuyla dolaşırken de görebilirsiniz, bir takım elbiseyle de ve fakat spor ayakkabılar yahut terlik giymiş olabilir ayağına. Kendisinden bahsederken ''İstanbul'dan doktor gelsin Nazif'i ameliyat etsin.'' diye bahseden Üçüncü Tekil Nazif nevi şahsına münhasır konuşmasıyla da ilgi çekici delilerimiz arasında yer alıyor.

...






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Eren İlber

  Gelen geçti konan göçtü uçmağa vardı erenler Boş dimağa güller diken, gençliğe yardı erenler Yetişirken onu gördük aklı selim çok yol duyd...