Bilmek ya da bilmemek, işte bütün mesele bu!
Hayat hakkında bildiğin şeyleri bilmemek mi isterdin?
Bildiğin için mi üzerine sık sık düşünüyorsun?
Bilmiyor olsan, bu kadar dert etmez miydin bazı şeyleri?
Yoksa daha mı ağır gelirdi, bilmediklerin yüreğine?
Oysa hep bilmek diledin. Yoktu başka muradın.
Mutluluk getireceğine inandın, fakat bilmek üzdü seni.
Belki de buna inandırıldığın için öfkelisin,
aradığın için bilgiyi kendi ellerinle.
Biliyorum, bilmemeyi dilerdin,
bilmek ya da bilmemek söz konusu olduğunda.
Hep bilmemek dilerdin, hiç bilmemek isterdin hatta.
Zalim kaderin yumrukları bunlar,
onun okları sana bildiren.
Bela denizlerinin acı suyunu, öylece içmiş bulundun,
tatlı zannederek.
Sen ki hayallerinde dünyayı bir elma gibi düşlerdin,
Sen ki o elmayı umarsızca göbeğinden dişlerdin,
Sanki parlak zihninle her türlü güzelliği işlerdin,
bir duyguya tutuldun, kendini düşünmekten bitirdin.
Bilmek ya da bilmemek, işte bütün mesele bu!
Oysa ne ulviydi bakışların, nasıl da temiz seviyordun dünyayı.
Ancak sana acıdan ve nefretten başkasını vadetmedi.
Çünkü kötü o. Seni de kötü ediyor ki başkasına lâf etme.
Çünkü kirli o. Seni de kirletiyor ki karşısında gözükme.
Çünkü lanet o. Seni de lanetliyor ki kaçmaktan vazgeç.
Düştüğün yerde kal ve boğul rahatça öz benliğinde.
Bilmek ya da bilmemek. İşte bütün mesele bu!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder